Medyamız sağolsun, kundaklık bebeğe mama verir gibi, halkımızı saçma sapan haberlerle beslemeye (ve zehirlemeye) devam ediyor… Zaten eğitim seviyesi pek de yüksek olmayan Türkiye halkını iyice aptallaştırmaya kararlı olan medyamız, zaman zaman bu aptallaştırma sürecine ağırlık veriyor. Her sürecin olduğu gibi bu zeka bastırma sürecinin de kendisine göre kahramanları var.
Peki Türk halkının dimağını bağlayan, zamanını çalan, analitik güçlerine narkoz olan bu şerefsiz kahramanlar kimler? Aslında o kadar çok var ki, nerden başlasam nerde bitirsem bilemiyorum. Düşündükçe kafamdaki liste çoğalıyor, liste çoğaldıkça hain medya amacına varıyor, oturduğum yerde aptallaşıyorum. Listeye başlamadan önce bu utanç listesinin oyuncularının ortak özelliklerine değinelim çabukça…
Bu mikropların birçoğu saman alevi gibidir, çok koşar çabuk yorulurlar… Birkaç gün içinde sıfırdan tepeye çıkarlar, ortalığı bir süre kasıp kavurduktan sonra yine geldiklere yere kaybolurlar. Burda bir parantez açmak lazım. Bunlardan zirveyi mesken tutmuş olanları vardır ki, bunlar mikroptan çok parazit kategorisine girerler. Bu parazitler medya dünyasının anatomisini çözerekten sürekli gündemde kalmanın, halkı aptallaştırmayı mütemadi kılmanın yollarını bulmuşlardır. Mikroplardan çok bunlardan korkulmalıdır, zira hem insanın kanını emer, hem de marifet yapmış gibi teşekkür beklerler…
Yeri geldiğinde bu mikropların birçoğu kendilerinin gündemi işgal etmek istemediklerini ama medyanın onları bir türlü rahat bırakmadığını söylerler. Aslında bu yaptıkları bir yerde “istemem cebime koy” demekten hiç de farklı değiller. Medyanın onların peşini bırakmayacağını bildikleri için böyle serzenişte bulunurlar. Yoksa onlar ilgisiz yaşayamazlar, aptallaştırmadan durmazlar.
Bu medya mikroplarının en sonuncusu da son günlerde peydah olan Nil Demirkazık… Kelimenin tam anlamıyla “ne idüğü belirsiz” bir yaratık. Nerden geldi, nerden çıktı, neden ünlü gibi soruları düşünürken bile beyin hücrelerimizin intihar teşebbüslerine şahit oluyoruz. AKP’nin peşinde koşup ünlü olmaya çalışıp yüz bulamayınca bu sefer de DTP’de kendine bir yer edinmeye çalışmış. DTP yöneticileri de bir şekilde bu tuzağa düşmüşler, ünlü olmaya çalışmasının dışında ünlü olmasını gerektirecek hiçbir meziyeti olmayan bu manyağın amacına ulaşmasına alet olmuşlar. Bir de şimdi 301′den dava açılmış… Hiçbir şeye üzülmem de birçok demokrasi kahramanımıza kıyan 301′in böyle etten püften bir deliye tenezzül etmesine üzülürüm. En nihayetinde Yaşar Kemal, Hrank Dink, Orhan Pamuk ve daha niceleriyle ortak bir noktası olmuş oluyor Nil Demirkazık’ın… İşte beni de en çok yıkan bu ya…
Gelelim kısa kısa diğer mikroplara. Listemizin elbette tüm zeka hırsızlarını kapsaması mümkün olamaz ama elimizden geldiği kadar en zararlı bulduğumuz haşerata değinelim.
Erman Toroğlu: Eski hakemken stüdyoya terfi eden bu adam, her hafta milletin ağzına baktığı bir alim haline gelmiş. Gören Fransa’nın vicdanı Jean-Paul Sartre sanır. Utanmasız bir şekilde sağa sola laf atmasından, cevap verme hakkı olmayan ve kendisine cevap vermeye tenezzül bile etmeyen bir sürü insana saldırmasından tutun, ara ara gündemi yakalamak için ettiği küfürlere ve terbiyesiz laflara kadar varır Erman’ın eşşeklikleri. Kendisi hem uzun süredir gündemde kalmayı bilmesi ve Türk’ün müthiş zekasına verdiği zarar nedeniyle “parazit” kategorisinden giriş yapıyor listemize.
Hasan Mezarcı: Atatürk’e hakaret ederek gündeme oturan, daha sonra kendini sokan akrep misali saçmalıklarına kendini de kaptıran ve kendisi mesih ilan eden eski Refah milletvekili… Önce küfür içeren videolarını izlemiştik. Daha sonra sapsarı giydiği uzun kaftan biçimli bir kıyafetle kendini mesih ilan ederken gördük televizyonlarda. Uzun süre gündemde kalamayarak aklımıza kalıcı bir zarar veremediği için kendisini “mikrop” olarak sınıflandırıyoruz, şimdilik. (Google’a milletvekili ve mesih yazınca bu adam çıkıyor karşınıza, var mı böyle bir karışım başka yerde?)
İbrahim Tatlıses: Amele, türkücü, televizyoncu, yönetmen, oyuncu, iş adamı, mafya ve milletvekili adayı. Her hareketi akıllara zarar, nerden geldiği nereye gittiği bilinmeyen bir adam. Ünlü olmasının sebebi güzel şarkı söylemesi ama gündemde başka sebeplerden kalması, ve zeka düşmanı olması sebebiyle listeme girmeyi haketti. Özellikle takıldığı dansözü sürekli dövmesi, eski karısını ve başkalarını vurdurması, televizyonda türlü şaklabanlıklar yapması, ve de en son olarak Bodrum yerine Urfa’dan milletvekili adayı olması bizim için bardağı taşırdı. Kendisine şerefsiz kahramanlar listesinin en yüksek nişanı olan “über-parazit” madalyasını layık gördük. Vatana millete hayırlı olsun.
Hülya Avşar, Helin Avşar, Kaya Çilingiroğlu: Hülya’nın çektiği üç beş filmden kazandığı şan şöhret yaklaşık yirmi senedir ye ye bitmiyor. Hatta öyle bereketli bir şöhret ki bu kadının kardeşi, kocası, çocukları bile nasipleniyorlar bundan. Hatırlayalım senelerce oynadığı iki kuruşluk tenisle, bu mazbut sporun Türkiye’deki umudu oldu Hülya Avşar. Sonra yaptığı klipler, verdiği pozlar onu yine gündemde tuttu. Daha sonra kocasının aldatması Türkiye’nin milli namus davası oldu. Affetsin mi affetmesin mi diye referandum yapılacaktı, direkten döndük. Bir çocuğu oldu, nerdeyse canlı yayında yapacaktı doğumu. Sonra bir de bela kardeşi var. Hadi ablan iki üç sanat birşeyler karaladı, sen ne yaptın Helin? Çorbacıda sevişti, tüm Türkiye’nin yüzü kızardı. Ülkemizin fütursuz hatunlarının tercümanıydı sanki. Yıllar yılı, bıkmadan usanmadan Türkiye halkının akıllanmaması için elinden gelen herşeyi yapan bu kadroya ailecek “parazit” ünvanını veriyorum. Ha bir de utunmadan Hülya Avşar koskoca Tanju Çolak’ı yedi bitirdi. Herşeyi affetsek bile bunu affetmez bu halkın vicdanı. Beter ol Hülya…
Bülent Ersoy: Önce cinsiyet değiştirme operasyonu, daha sonra Cem Adler ile evlenmesi, en son olarak da Armağan diye biriyle evlenmesi ve bu arada ayrılıp barışmalarla gündemi yakalayan Bülent Ersoy belki de bu listede olmayı en çok hakedenlerden. Sesi iyi güzel de, özel yaşamını hiçbir noktada kamuoyundan sakınmamış olması. Bir de bu kadar salak hareketin üstüne hala “ağır abla” takılması onu bu listeye soktu. Bir de Orhan Baba’ya saygısızlık yapınca kendisine “parazit” sıfatı vermemiz kaçınılmaz oldu.
Banu Alkan: Yirmi sene önce iki üç tane film çektikten sonra yine ünlü olma sevdasına düşen bu iğrenç kadın da az IQ kaybına sebep olmadı. Sarkmış göğüşleri ve dobi vücudunu Türkiye’yi tiksindirmek pahasına sergilerken, yaptığı aptalca konuşmalar, kulak tırmalayan şarkıları ve sevgilisinden yediği dayak ile milletimizin muasır medeniyetler seviyesine ulaşamamasında büyük rol oynadı. Bütün bunları yaparken gösterdiği bilinç ve mahareti dikkate alıp kendisine “HIV virüsü” yakıştırmasını yaptıyoruz. Nitekim bir yerde kendisinden sonra gelecek mikroplar için halkımızın bağışıklık sistemini çökerterek yol açtı.
Neyse bunlar bu tükenmez listenin sadece birkaç elemanı. Daha kimler kimler var. Son olarak da bu maymunları ekranlarımıza taşıyan, kapılarında nöbet tutan medya sahipleri ve çalışanlarını da listemize alalım. Onlar pohpohlamasalardı bu manyaklar oturma odalarımıza kadar hiçbir zaman giremeyeceklerdi. Ama halkımızın aptallaşması kendilerinin de menfaatine olduğu için bu fırsatı kaçırmadılar ve ellerinden geleni yaptılar. Dolayısıyla Milliyet, Hürriyet, Sabah, Takvim, Vatan, Tempo, Kanal D, ATV, ShowTV başta olmak üzere tüm yazılı ve görüntülü basın üyelerimize de bu mikroplar listesine “parazit” ünvanıyla giriş yaptırıyorum.
Saldiray bir tek “zeka hırsızi” kavramini pek oturtamadim. Zeka ozurlu mu demek istedin. Zeka yoksunu mu yoksa…
Bir de gercekten mide bulandirici bir liste… Insani insanligindan utandiriyorlar bunlar..
Comment yazan: Elestirel Gunluk — Kasım 14, 2007 @ 9:50 pm
zeka hirsizi lafini ben icat ettim. yaptigi hareketlerle toplumun zekasini calan, aptallastiran insan demek… tdk’ya yolluyorum simdi, belki seneye sozluge bile girer…
Comment yazan: Saldıray — Kasım 15, 2007 @ 11:59 am
Seninle hem fikir degilim sanirim. Zeka calabilmek icin zeki olmak gerekir. Ben bu krediyi onlara vermek istemiyorum. Zeki degiller onlar, millet gerizekali oldugu icin bunlar basarili gorunuyor. Hele bunlar vatandaslik bilinci gelismis sosyal ulkelerde bunu yapsinlar da goreyim. Aziz Nesin yanlis demisti yuzde 70 ya da yuzde 80′i gerizekali bu memleket derken. Rakam daha yuksek. Livaneli de bi ara Ortazekalilar cenneti demisti . Iste bu yuzden bu adamlar bi sey yapiyormus gibi gorunuyorlar. Yok abi bi bok calamaz bunlar.
Saygiyla…
Comment yazan: Elestirel Gunluk — Kasım 15, 2007 @ 2:05 pm