Misyonerleri kestik, kesmemiz yetmedi Kurtlar Vadisi’ne sol taşak kolaj yaptık, ama bu hristiyanlar bir türlü uslanmıyorlar.
Şimdi de Hazreti Papa Hazretleri rahip olmaya çalışan kadınların doğrudan afaroz edileceğini söylemiş.
İfrit oluyorum Papa’ya da Vatikan’a da. Oruspu çocukları.
Daha bir de 1929 Lateran Antlaşmaları var Vatikan’in sicilinde. Ona sonra deginecegiz. Aşağıda antlaşmanın anısına çıkan bayrakta (soldan sağa): Papa, Mussolini, Kral

Amerikan ordusundaki intihar oranı geçen seneye göre yüzde 12 artarak 115 kişiye ulaşmış. Bir de bu aktif olarak görev yapan askerleri kapsıyor, intihar teşebbüslerini ve kendini yaralamayı kapsamıyor. Veriler 1990′a kadar uzanıyormuş ama en azından son 18 yılda en fazla asker intiharı bu seneymiş. Eeee kolay değil.
Genelkurmay açıklasın, bizden kaç kişi canına kıymış bilelim şerefsizlerin sayısını. Di mi di mi di mi.
Bazen bu blog’a ulaşan insanların ne kadar garip google arama terimleri sonucu yollarının buraya düştüğünü yazıyorum. Hatırladıklarım içinde en akıl fikir zararlısı “faşist seks” idi.
New York Times sayfalarında en çok aranan terimlerin listesini vermiş burda. Çok güzel bir olay, nitekim biraz da olsa Amerikan kamuoyunun nabzını tutmak için kullanabiliriz bu listesi. Çin, Obama, Clinton gibi önemli terimlerin arasında 3 numaradan listeye giren “American Idol” (popstar yarışmasının orjinali) ve 8 numaradan listeye giren “modern love” terimleri yine beni benden aldı.
Kandanadam bugünün Dünya Vicdani Retçiler günü olduğundan bahsetmiş. Beni de aldı götürdü düşünceleri itti bu gün vesilesiyle. TSK’yı sevmememim ve askere gitmek istemeyişimin sebeplerini listeledim:
Bu devlete o kadar vergi verdikten sonra bir de hayatımdan bir yılı, ekonomik olarak optimum olmayan işlerde çalışarak üstelik, vermek istemiyorum. (İşadamına askerde mıntıka temizliği yaptırmak ne kadar mantıklı bir anlayıştır? Vasıfsız işçi yapsın temizliği, işadamı da gitsin işini yapsın, ülkede istihdam yaratsın, vergi versin, süt versin, yün versin)
NATO’nun en büyük 10 ordusu arasında olan güzel memleketimin daha fazla askere ihtiyacı olduğuna inanmıyorum.
Saçma bir yere verirler de ölürüm diye hayvan gibi götüm atıyor. (Evet, 25 senedir kıçımı yırttım, şimdi hayat çok tatlı geliyor, sikseniz bunu riske atmam. Vatan için atmam, millet için atmam, din için atmam, bir tek Cimbom için yaparım, büyük ihtimalle onu da yapmam)
Benden daha az zeki, daha az kültürlü, daha az eğitimli bir kişiden emir alma ihtimali kanıma dokunuyor.
Normal hayatta yolda görsem yan sokağa sapacağım bir sürü alakasız insanla zorla aynı yerde 1 sene vakit geçirmek istemiyorum.
Son olarak da benim bu devlete borcum yok, benim bu vatana borcum yok. Gitsin olandan istesin diyorum.
Eğer götleri yiyorsa askerliği gönüllü yapsınlar 100 kişiden 5 kişi giderse ben de ne olayım.
İlginç konular için güzel bir çıkış noktası olan bianet’te gördüm. Alman bir kadın PKK üyesi olduğu için Hakkari’de yakalanıp tutuklandıktan sonra 1997-2004 arasında hapis yatmış. Çıktıktan sonra kötü muamele gördüğü için AİHM’de dava açarak 4bin euro tazminat kazanmış. Haberin aslı burada.
Önce acaba kadını yanlışlıkla mı içeri attılar diye düşündüm. Sonra araştırdım, baktım kadın hakkaten de PKKlı. Bir Alman’ın kalkıp dağ başına gelip örgüte katılması ilginç geldi paylaşayım dedim.
Öncelikle Eva Juhnke hapishanedeyken bir süre ölüm orucu tutmuş. Ölüm orucuyla ilgili haber burada. Bununla da kalmamış orucu esnasında davasını anlatan, artık biraz da fazlaca duyduğumuz Öcalan’a karşı girişilen komployu protesto eden bir mektup yazmış.
Arada buradan anladığımız kadarıyla Eva’nın PKK’ya katılması 1993 yılında olmuş. Hatta ve hatta Hatip Dicle Özgür Politika’da yazdığı “Eva’ya Selam Olsun” adlı yazısından dolayı DGM’den 15 sene hapis yemiş. Dicle yazısında KDP peşmergeleri tarafından yakalanıp Türkiye’ye teslim edilen Eva’dan bahsederken, Kürt geleneğinde kadınların ve Kürtler’e sığınanları her ne pahasına korunması gerektiğinin altını çizmiş.
Bu kısım bana bile “oha” dedirtti, ve bıyık altından güldürdü, ama bence hakkında espri yapılamayacak hiçbir konu olmaması lazım orası da ayrı tabii. Neymiş efendim, Eva’nın annesi Cumartesi Anneleri gösterisine katıldığı sırada göz altına alınmış. Herşeyiyle tamam işte.
Bu kitaptan öğrendiğimize göre Eva Juhnke PKK’ye katılan tek yabancı değilmiş. Eski RAF üyesi Andrea Wolf’un 1998 yılında Van’da çıkan çatışmada ölüdürüldüğünden bahsedilmiş. Andrea’nın sabıkası da sağlammış ha, terörist pozisyonuna başvururken böyle bir CV’im olsun isterdim. Dedim ya espri yapılamayacak konu yoktur, olmasın zaten.
PKK’ya katılan yabancılarla, özellikle Almanlar’la ilgili en kapsamlı yazı burada. Juhnke’nin hikayesine de biraz ışık tutuyor ayrıca. Juhnke Almanya’da hastabakıcılık yaparken Elazığlı Mehmet Özgül ile evlendikten bir süre sonra PKK’ya katılmış. Bunca şeyin üstüne yine aynı kapıya çıkıyoruz. Aşkın gözü kör olsun be.
Takipçi blogculuğum devam ediyor. Önceki bir yazımda değindiğim ve bir asker cenazesinde Hrant Dink’e hakaretler içeren ve “şehitler ölürken çıkmayan sesler Hrant Dink için niye çıkıyor” manasında bir şiir okuyan Jandarma Bölge Komutanı Dursun Ali Karaduman emekli olmuş. Haberin kendisi ve kazma şahsın gül yüzünün resmi için Gümüşhane Valiliği’nin sitesine bakabilirsiniz. Ne yazık ki henüz emekli olma tarihini tespit edemedim.
NTV’nin haberine göre, youtube yine kapatılmış, yine Atatürk’e hakaret içeren görüntüler nedeniyle.
Şöyle bir elden geçirdim youtube’u. Bir kere tonla video var Atatürk’e hakaret içeren. Eğer suç buysa sürekli kapalı kalması lazım youtube’un. Onun dışında genel olarak gördüğüm Yunan ve Kürt temalı bir örgütlenme var Atatürk karşıtı videolarda. Ayrıca yorumlar yine evlere şenlik, bu yaşıma kadar duymadığım küfürleri öğrendim. İşte bu videolardan bir seçmece. Aslında çoğu bir boka benzemiyor da meraklısına.
http://www.youtube.com/watch?v=_i2KYcOGSzs (dansöz animasyonu ilginç ama bütün olarak vasat)
http://www.youtube.com/watch?v=9kpMYEGSwGA (rap varyasyon, baya küfürlü – yine zayıf buldum ben)
http://www.youtube.com/watch?v=1pQUdGfbpJ0&feature=related (orjinal müzik ama yaratıcılık yine yok)
http://www.youtube.com/watch?v=327_5lp9Le4 (atatürk at the gaybar – animasyon güzel, belki de bu yüzden kapanmıştır)
Spordan pek bahsetmiyorum ama bir vesileyle memleket olaylarına bağlanınca da hoşuma gidiyor.
Hemen açıklayayım. Haftasonu Galatasaray – Sivas maçını izlerken birisi dedi ki ben Galatasaraylı’yım ama Sivas kazansın isterim. Anadolu’dan şampiyon çıksın veya en azından Sivasspor Şampiyonlar Ligi’ne gitsin. Sonra başka birisi atıldı, abi düşünsenize Sivas Şampiyonlar Ligi’ne gitmiş, kurada mesela Barcelona çıkmış. Barcelona maç yapmak için Sivas’a geliyor. Sivaslılar Barcelona’nın otelini yakıyor, Messi ölüyor filan.
Komik mi? Bakış açısına bağlı. Heh heh heh.
Karıştırırken blog’u gördüm, tam bir sene önce bu faşizan 19 mayıs kutlamalarıyla ilgili bir yazı yazmışım.
İki hafta sonra yine aynı manzaralar karşımıza çıkacak, askeri büyüklerimizin katılımıyla bilmemne stadında saçma sapan gösteriler yapılacak, bir sürü öğrenci tribünlerde kartonlarla atatürk izindeyiz, ölsek de peşindeyiz, bu sene şampiyon biziz mesajları verecek. TRT’de bütün bu palyaçoluklar sabahın erken saatlerinden itibaren naklen yayınlanacak ve dünyanın en bayık sesli bir kadın bir erkek spikeri olan biteni anlatacak.
Bu manyaklıklardan kaçar Bülent Ersoy’a sığınırım. Bülent Abla şunlara da bir ayar versene…
Zaman gazetesinde çıkan habere göre Tayyip ne demiş:
Başbakan Erdoğan bir grup milletvekiliyle AKP Genel Merkezi’nde bir araya geldi. Sabah başlayan ve 4 saat süren kahvaltılı toplantıda Erdoğan, 1 Mayıs nedeniyle İstanbul’da yaşanan olaylara da değindi. Edinilen bilgilere göre dünyanın birçok yerinde 1 Mayıs kutlandığını ve Türkiye’dekine benzer olayların yaşanmadığına dikkat çeken Erdoğan, sendikaların Taksim ısrarını anlamadığını söyledi. Erdoğan’ın, sendikalardan böyle bir tavır beklemediği ve “sendikaların bu kadar ısrarcı olacağını bilseydik Taksim’i açardık” dediği belirtildi.
İşçilerle, sendikalarla sidik yarıştıracağına açsaydın o zaman Taksim’i… Sanki adamlar Taksim’de kutlamak isteyerek sürpriz yaptılar hükümete. Sendikaların ısrarcı olması beklenmediğinden binlerce polis, yüzlerce barikat vardı, Taksim’e giden yollar o yüzden kapanmıştı. At yalanı sikeyim inananı Tayyip.
Önce gövde gösterisi yap, sonra da bilseydik açardık de. Halkın meydanını halka açacakmış.
Pisliğin ucu kendine dokunduğunda demokrasi elden gidiyor diye bağırıp çağırmayı bilen AKP, 1 mayıs gösterilerini karşısına almış halı saha maç yapıyor sanki. Bu sefer 1-0 öne geçti AKP’nin polisi.
Taksim milletin meydanı değil mi, gösteri yapınca kime ne olacak?
AKP de halka kontrol edilmesi gereken, hizaya sokulması gereken bir güruh gibi bakan bir parti. Ne iktidarı ne de gerçek demokratların kendilerine verdiği desteği haketmiyor AKP.