Bu sefer şahsi bir konuya değineceğim. İş yerinden 3 tane adam çıkardılar bugün. Zaten ofis 10 kişi anasını satayım. Yusuf yusuf atar oldu götüm. Hayır 2 sene oldu diğer işten yol alalı. Neyse amına koyayım, neyse.
Freakonomics adlı kitabın yazarlarının New York Times’da yazdığı blog’da şöyle bir post çıktı.
Yazının özeti olarak ekonomist arkadaşlarımız Los Angeles polisinin trafikte durdurduğu insanlar ve suç oranları üzerine polisin verilerinden yola çıkarak bir araştırma yapmışlar. Sonuçlar özetle şöyle ki:
1. Zenci veya Hispanik olanların trafikte durdurulma, arabalarının veya üstlerinin aranması, tutuklanma oranları beyazların oranlarına göre çok yüksek
2. Zenci veya Hispanik vatandaşların arabalarında veya üstlerinde silah veya uyuşturucu bulunma oranları beyazlara göre daha az
Los Angeles polis müdürü araştırmayı kabul etmemiş ama sonuçlar açık. Beyaz ırktan olmayanlar haksız yere durdurulup aranıyorlar.
Acaba verileri verseler de biz de araştırsak Doğu Anadolu doğumlular daha çok mu durduruluyor, kimlik kontrolü yapılıyor, kimlik kontrolünden sonra gözaltına alınıyor diye… Hey yavrum hey.
Milliyet’in bugünkü haberinde geçenlerde TRT’de gösterilen “Okul” adlı filmde geçen küfürlerin yeterine sansürlenmediğinden şikayetçi olunmuş. Küfürlü yerlerde filmin sesi yeterinde kısılmamış, izleyenler şoke olmuş deniliyor.
1 – Sansür istemek şerefsizliktir
2 – Geçen ayların birinde TRT’de yayınlanan eski Türki filminin birinde öpüşme sahnesi kesildi, sansürlendi diye yaygarayı koparan yine Milliyet’ti. Senin sansürün iyi benimki kötü olmaz
Genelkurmay’ın açıklamalarına rastlarım diye baktım, yoksa işim olmaz Milliyet’le. Onu da belirteyim.
Taraf’ın çıktığından beri hastasayım, keşke biri de bunları söylese dediğimiz şeyleri sakınmadan bir bir yazıyorlar. Ama bu eleştirilerimizden kurtulmaları için yeterli bir sebep değil. Mesela bugün yanlış bir haber gördüm, hemen veriyorum:
Haberde zamanında Brezilya’da ABD büyükelçisini kaçırmış bir gerilllanın şimdi Rio belediye başkanlığına aday olduğundan bahsedilmiş. Haberin son cümlesindeyse bu konudan yola çıkılarak çekilen Four Days in September filminde gerilla Gebeira’yi Alan Arkin’ın oynadığı söylenmiş. İşte habere link: http://www.taraf.com.tr/haber/19999.htm#
Halbuki imdb de öyle söyler ki Alan Arkın kaçırılan büyükelçiyi oynamıştı: http://www.imdb.com/title/tt0119815/
Umarız Taraf bir dahaki sefere daha dikkatli olur. Ufak tefek diyip geçmeyelim, her pislik ufak başlar.
365 gün önce ne oldu? Gazetelerimize baktım, onların pek salladığı yok. Bari biz hatırlayalım.
Hani bir Dağlıca vardı? Hani bütün canlı yayınları kesip vermiştik bu haberi. Hani kaçırılan askerlerin arkasından keşke ölselerdi demeye getirmişti Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin.
Hani Taraf açıklamıştı, baskının olacağına dair istihbarat vardı diye. Hani sonra genelkurmay yüzsüzleri çıkıp evet haber aldık ve gerekli tedbiri de alıp PKK’nın başarılı olmasına izin vermedik demişlerdi.
Hani kaçırılan askerlerin PKK kamplarında esirken söylediklerini kendilerine karşı kanıt kabul edip mahkemeye çıkarmıştık. Hani suçlamaların arasında emre itaatsizlik, izinsiz yurtdışına çıkmak gibi iddialar da vardı.
Hani sonra sınırötesi operasyon yapmıştık. 1 verip 1000 almıştık. Asker tohum olmuştu teröristler rekolte.
Lan oğlum hiç mi kafamız çalışmıyor? Olmuyor işte olmuyor. 25 senedir iyileştiremediğin hastalığa 25 senedir aynı reçetelerle çare ararsan bir bok olmaz. Eğer terörle mücadeledeki kararlılığımız, taviz vermez tutumumuz, kana kana intikam deyişimiz, PKK ha bitti ha bitiyor dememiz bir boka yarasaydı hala başladığımız noktada olmazdık.
Dertliyim hancı.
not: Arada Dağlıca karakolunun arazisinin kendisine ait olduğunu iddia eden bir aşiren ile TSK mahkemelikmiş.
Az mi şikayet ediyoruz, Avrupa’da yurttaşlarımıza şöyle kötü muamele, böyle kötü davranış diye. Ama unutmayalım, pislik bulmak için uzaklara gitmeye gerek yok. Burası Türkiye.
Kumkapı Misafirhanesi’nden tutulan yabancı uyruklu göçmenler isyan çıkarmış. Haber Radikal‘den.
O kadar üzüldüm, utandım ki. Misafirperverlikle övünürken, ülkemize gelmiş göçmenleri gaddar polisimizin insafına bırakıyoruz.
Üşenmedim Birleşmiş Milletler Keyfi Tutuklamalara Karşı Çalışma Grubu’nun Türkiye’ye 2006 yılında yaptığı ziyaretten çıkardıkları sonuçları buldum.
Bu yukardaki komisyonun Türkiye’de bulgularını anlattığı rapora bağlantı. Öncelikle Türkiye’nin katetmiş olduğu mesafenin altı çiziliyor. Sonra insan hakları adına atılan bu adımların terör sanıklarına uygulanmadığından, bu kimselerin haklarının hala ihlal edildiğinden bahsediliyor. Daha sonra da gözaltında tutulan yabancı uyrukların bu gözaltı durumlarını yöneten kanunların olmadığından ve gözaltındakilerin kanuni olarak başvurabilecekleri bir temyiz mekanizması olmamasından şikayetçi olunuyor.
Ortalık biraz durulsun, ondan sonra yazayım dedim.
Aktütün baskını yine genelkurmayın vurdumduymazlığını aymazlığını pisliğini ortaya çıkardı. Para yok diye taşımadıkları, defalarca baskın yiyen Aktütün karakolu 15 askere mezar oldu.
Ebesinin amına, dağların ortasında alçak yere karakol kurarsan, tedbirini almazsan böyle olur işte. Bence genelkurmay bu kadar eleştirilmeyi beklemiyordu. Belki de komplo teorisi olacak ama, bu askerler kurban gitsin, biz de sınır ötesi operasyon yapalım diye düşündüler. Belki bu veya başka ölümlerin Türk – Kürt gerginliğini arttıracağını, kendilerine yine başrol bulacaklarını düşündüler.
Duruşumuz bellidir. Bu iş silahla çözülmez. Biji Diva !!!
Taraf’ta bugün Halil Berktay imzasıyla çıkan yazı için tıklayın…