Saldıray'dan Memleket Manzaraları

Darphaneyi Göreve Davet Ediyorum

Sep 11
Yorumlar

Ufak bir aradan sonra tekrar yazmaya başladım. Hayırlı olsun.

Madem blog’un konusu çarpıklıklar, o zaman ucundan da olsa Türk ekonomisine değinmemek olmaz. Türk ekonomisi diyince hemen mortgıç, IMF, enflasyon diye atlamamak lazım. Bence ekonomimizde bu teknik sorunlardan çok daha önemli bir sorun var. O da bozuk para sorunu.

Bakınız Hürriyet’te 2004 senesinde çıkan bir haberde ne denmiş:

Darphane Genel Müdürü Ahmet Büyükkaymaz, yaptıkları görüşmeler ve raporla ilgili olarak bilgi veremeyeceğini söylerken, krize yol açan 50 kuruş ve 1 liralıkları bastıklarını açıkladı. Büyükkaymaz, Ülker Grubu’nun toplam 1 milyar 200 milyon adet bozuk paranın yetmeyebileceği uyarısı için ise şu değerlendirmeyi yaptı: “Biz hesabımızı daha önce yaptık. Olması gereken miktar 1 milyar 200 milyon adet. Kaldı ki, bir yıl süreyle iki para bir arada tedavülde olacak. 1 milyar 200 milyon adet de mevcut madeni paralardan var piyasada. İkisini topladığınızda yaklaşık 2.5 milyar adede tekabül ediyor. Bu da Türkiye’nin ihtiyacını karşılar. Karşılamazsa, 2005′den itibaren vardiyalarımızı arttırıp ihtiyacı cevap veririz.”

Hani bu kadar bozuk para ihtiyacı karşılayacaktı Darphene müdürü? Minibüste, otobüste, berberde, bakkalda, bazen bankada bile, hiçbir yerde bozuk para yok. Sadece madeni paralar değil eksik olan, ufak kağıt paralar da hiçbir yerde bulunmuyor. Devletin haberi olmadan bu paraları Türk ekonomisinin likiditesine zarar vermek adına birileri piyasadan mı topluyor acaba? Hayır senelerce enflasyon çektik, darphane fabrika gibi çalıştı sürekli para bastı, o zaman bile yoktu bozuk para… Madem yeterince basılıyor bozuk para, o zaman nerde bunlar? Ben daha şöyle doyasıya bir avuç dolusu bozuk para göremedim. Bir gün de 11 milyon tutan alışverisi 20 milyonluk banknotla ödediğimde esnaf 1 milyon var mı diye sormamazlık etmedi. Taksiye, minibüse binip de bozuk çıkmadığında utanarak sıkınarak uzattım parayı, büyük banknotla ödeme yaptığımda sanki param eksikmiş gibi hissettim.

Meşhur bir ekonomistin yazısı vardır. İkinci Dünya Savaşı sırasında kaldığı savaş esirleri kampında sigaraların nasıl para yerine geçtiğini, ticarette para gibi kullanıldığını anlatır. Türkiye’de buna benzer bir şekilde senelerce para üstlerini Damla sakızlarla ödedi.

Ekonomimizin son yıllarda yakaladığı çıkışı muhafaza etmesi, Avrupa Birliği’ne giden yolda adımlar atması için ekonomiden sorumlu devlet bakanını , darphane müdürünü göreve davet ediyorum. Türkiye’nin tüm toplu taşıma araçlarında, küçük ve büyük esnaflarında, devlet dairelerinde bol bol bozuk para bulunduğu anda Türkiye’nin önüne kimse geçemez. Zaten genç de bir ülkeyiz, potansiyel fışkıracak sıksan…


Posted in Ekonomi

Turk Silahli Kuvvetleri ve Silah Ithalati

May 11
4 Yorum

Jonathan Rugman ve Roger Hutchings’in yazdigi Ataturk’s Children - Turkey and the Kurds isimli kitabi okuyordum. Kitabin onsozunde 1994 senesinde Turkiye’nin dunyanin en buyuk silah ithalatcisi oldugunundan bahsediliyor. Ve bu silah satislarinin %80′i ABD tarafindan yapildigi icin Amerikan hukumetinin 1995 yilinda Amerikan Icisleri Bakanligi tarafindan yayimlanan ve Turkiye’deki insan haklari ihlallerinden cok sert bir dille bahseden rapor karsisinda sessiz kaldigini soyluyordu… Yazar kaynak belirtmemis, belki de onsoz oldugu icin ama dayanamadim, sizler icin arastirdim.

Oncelikle bu baglantidan ogrendigime gore 1994′te TSK mevcudu tam tamina 811.000 askermis. Dunyada yedinci siraya yerlestirken Avrupa’nin en buyuk ordusu olmus (Ilk alti isim sirasiyla Cin, ABD, Rusya, Hindistan, Kuzey Kore ve Vietnam). 1994′te asker sayisi bir onceki seneye gore mevcut %18′i artmis. Ayrica bu tablodan da anlasilacagi uzere Turkiye’nin 1994′teki toplam askeri harcamasi 5 milyar dolar civarinda, gayrisafi milli hasilanin %4′u, 1000 kisiye 13 silah altinda asker dusuyor… Hemen yapalim hesabi, 500 erkegin 13′u silah altinda. Bu 1994′te tum erkeklerin  %2-3 civari silah altinda demek. Kitabin onsozunde yer alan bilgiye gelirsek, yine University of Illinois’in bilgilerine gore Turkiye 950 milyon dolarlik silah ithalatiyla dunyada birinci degil altinci sirada yer aliyor. Neyse artik bir dahaki sefere…

1994′ten biraz gunumuze dogru uzanirsak, 1998-2002 yillari arasinda Turkiye 4.7 milyar dolarlik silah ithalatiyla dunyada 4. sirada yer almis bu siteye gore. Bu ithalatin %60 civari ABD’den gelmis. Turkiye’nin girdigi top 10 listesinden bir hayir cikmaz zaten diye dusunuyorum. Burada da 1980-1999 arasi ABD’nin Turkiye’ye yaptigi silah satis miktarinin tablosu var, cok guzel cok.

 Son olarak yazarlarimizin kitapta bahsettigi 1995 ABD Icisleri Bakanligi’nin raporu da burada. Kibris ve insan haklari ihlalleri konularina deginilmis. Raporun ozetinde Turkiye’nin onemli bir NATO uyesi ve ABD muttefiki oldugu, ama PKK ile mucadelede insan haklari ihlalleri oldugu, koylerin yakilip bosaltildigi ve sorunun cozumu icin daha sivil yollar denenmesi gerektigi soylenmis. Bir de unutmadan Amerikan Bilimadamlari Federasyonu’nun (Federation of American Scientists) sayfasinda Turkiye’ye ABD silahlari satisiyla ilgili guzel bir bolum var, baslamisken illa bunu da okuyalim.


Yazar Hakkında

1983 doğumluyum. İlkokulu, ortaokulu, liseyi ve akabinde üniversiteyi zar zor bitirdim. Futbolu, sinemayı, küfür etmeyi, nifak tohumları ekmeyi çok severim.

Ara

Gezinim

Kategoriler:

Bağlantılar:

Arşiv:

Beslemeler