Daha önce bu adamın ne menem bir herif olduğunda değinmiştim bir yazımda.
Şimdi biraz daha aklı başında konuşmuş, yol biter Irak’taki kavga bitmez demeye getirmiş. Petraeus bir seneden önce devraldığı Irak’taki ABD kuvvetlerinin komutanlığı görevini bırakırken, Irak’taki durumun daha çok uzun süreceğini, “zafer” kelimesini kullanamayacağını söylemiş.
Amerika 11 Eylül’ün 7. yıldönümünü anarken, Irak’ta gelişmeden eser yok hala.
Türkiye’nin gündemini ara ara saman alevi gibi meşgul eden polemiklerle ilgilenmeyi sevmiyorum. Ama bu sefer ısrarcı olacağım zira Bülent Ersoy’un sözleriyle başlayan tartışmadan alacağımız önemli dersler var.
Bülent Ersoy “Ölüm yerine çözüm” diye çırpınırken AKP Adıyaman Milletvekili Hüsrev Kutlu operasyon öyle olmaz böyle olur diye ayar verdi. Hüsrev Bey’i önce iğrençliği ve seviyesizliği için kutlayalım. Sonra analize geçelim.
Milliyet sitesinde “AKP’linin kestirme ayıbı!” başlığıyla vermiş. Doğan Grubu rüzgarın yönünün değiştiğini anladı heralde, iki gün önce sözlerine tepkilerini eksik etmedikleri Bülent Ersoy’a hafiften de olsa destek göstermiş.
Bianet’ten Nilüfer Zengin de bu konu üzerine güzel bir yazı yazmış arada.
Bülent Ersoy senelerdir süregelen bu kirli savaşa belki de yapılabilecek en hafif eleştiriyi yaptı. En temiz kelimelerle, safça çocuklar ölmesin gibi birşeyler söyledi. Ama bu savaş makinası ve onun faşist maşaları (Ebru Gündeş, programın sunucusu pis herif ve diğerleri) bunu bile kabul edemediler. Zaten köşeye sıkışan askerlerin ölmeyip teslim olmasını da sindiremeyen bu güruhtu. PKK kampında esir tutulan askerlerin kameraya zorla birşeyler söyleyince ömür boyu hapis isteyen de bu pis insanlar.
Sahi yargılanan gençlere ne oldu? Bunu da bir araştırayım.
Ya ne günlere kaldık.
Yüce Türk milleti bir gün kafayı peynir ekmekle yiyecek deseler inanırdım da, kafayı çizenleri Bülent Ersoy sağduyuya ve aklın yoluna davet edecek deseler bir tarafımla gülerdim.
Ama bugün bunu da gördük. (Hürriyet’in haberi için)
Büyük diva Bülent Ersoy, Pop Star Alaturka yarışmasında aşağıdaki sözleri sarf etmiş:
Tamam vatan bölünmez, bilmem ne olmaz ama göz göre göre de bu çocukları bütün analar doğursun, toprağa versinler. Bu mu yani? Bir çocuğun ne demek olduğunu ben sizler gibi bilemem. Ben anne değilim, olamayacağım da. Ama insan olarak o anaların yüreğinin nasıl cayır cayır yandığını ben anlayamam ama anneler anlar. Başkalarının masabaşı savaşı için evladımı harcayamam. Bir oyun oynanıyor ve biz bunların oyuncağı oluyoruz.
Şehitler ölmez vatan bölünmez’ hep aynı klişe laflar. Hep bunu söylüyoruz zaten. Çocuklar gidiyor, kanlı gözyaşları, cenazeler… Klişeleşmeş laflar…
Bakırköy Cumhuriyet Savcılığı söz konusu konuşma için halkı askerlikten soğuttuğu için soruşturma başlatmış.
Hepsi şaka gibi. Türkiye’nin 24 senedir beceremediği şeyi 25. kere denediğinde yine olmayacağını anlayamaması şaka gibi. Oğlunu zorla elinden alan TSK, oğlunun ölüsünü geri verince “Vatan sağolsun” diyen anne babalar şaka gibi. Alakasız şarkıcı Bülent Ersoy’un, alakasız bir programda balçıkla sıvanmış gerçeği gösteren tokat gibi sözleri şaka gibi. Başı sonu hepsi absürt.
İran ve PKK arasındaki gerginlik üzerine son günlerde yabancı basında çıkan haberlerin bir tanesi de İngiliz gazetesi Daily Telegraph’ta Damien McElroy’un 10 eylül tarihli yazısı. McElroy yazısında PKK lideri Murat Karayılan ile yaptığı röportaja yer vermiş. Haberde öne çıkan ve bence üstünde düşünülmesi gereken bir iki önemli unsur var.
Murat Karayılan ABD işgalinden önce İran ile görüştüklerini ve İran’ın PKK’ya koalisyon güçlerine karşı savaşmaları için teklifte bulunduğunu ve vaatler öne sürdüğünü söylüyor. Özellikle Irak’ın işgalinden önce İran’ın PKK ile arasının sıkı olduğunu biliyorduk zaten. Ama Irak’ın ABD işgaline girmesinden sonra, anlaşılan o ki İran PKK üzerindeki eski tesirini kaybetmiş. Ve hatta biraz da bu ret cevabının etkisiyle İran kuvvetleri Kuzey Irak’taki Kürt bölgelerini bombalıyor.
Haberdeki ikinci ilginç unsur ise muhabirinin Karayılan’ın kampında ABD’ye paralı asker sağlayan bir firmanın aracını gördüğünü söylemesi. Her ne kadar içten içe ABD’nin PKK ile menfaat ilişkileri içinde olduğu bilsek bir bunu somut olarak kanıtlayan bir unsur olması açısından bence bu anekdot da önemli.
İran’ın Kuzey Irak’ı bombalamasıyla ilgili Washington Post gazetesinde çıkan haberle ilgili yazıma buradan ulaşabilirsiniz.