Saldıray'dan Memleket Manzaraları

Ölüm Yerine Çözüm

Feb 28
2 Yorum

Türkiye’nin gündemini ara ara saman alevi gibi meşgul eden polemiklerle ilgilenmeyi sevmiyorum. Ama bu sefer ısrarcı olacağım zira Bülent Ersoy’un sözleriyle başlayan tartışmadan alacağımız önemli dersler var.

Bülent Ersoy “Ölüm yerine çözüm” diye çırpınırken AKP Adıyaman Milletvekili Hüsrev Kutlu operasyon öyle olmaz böyle olur diye ayar verdi. Hüsrev Bey’i önce iğrençliği ve seviyesizliği için kutlayalım. Sonra analize geçelim.

Milliyet sitesinde “AKP’linin kestirme ayıbı!” başlığıyla vermiş. Doğan Grubu rüzgarın yönünün değiştiğini anladı heralde, iki gün önce sözlerine tepkilerini eksik etmedikleri Bülent Ersoy’a hafiften de olsa destek göstermiş.

Bianet’ten Nilüfer Zengin de bu konu üzerine güzel bir yazı yazmış arada.

Bülent Ersoy senelerdir süregelen bu kirli savaşa belki de yapılabilecek en hafif eleştiriyi yaptı. En temiz kelimelerle, safça çocuklar ölmesin gibi birşeyler söyledi. Ama bu savaş makinası ve onun faşist maşaları (Ebru Gündeş, programın sunucusu pis herif ve diğerleri) bunu bile kabul edemediler. Zaten köşeye sıkışan askerlerin ölmeyip teslim olmasını da sindiremeyen bu güruhtu. PKK kampında esir tutulan askerlerin kameraya zorla birşeyler söyleyince ömür boyu hapis isteyen de bu pis insanlar.

Sahi yargılanan gençlere ne oldu? Bunu da bir araştırayım.


Santrada İstiklal Marşı…

Feb 04
7 Yorum

Birçok sefer olduğu gibi, bu defa da yine gazetelerimizden birinde yayımlanan bir haberden yola çıktım. Zaman gazetesinin haberine göre, Fethiye Belediyesi’nin 19 mayıs 2008 tarihinde yapacağı şölende 100 bin kişi aynı anda İstiklal Marşı okuyarak rekor denemesinde bulunacakmış. Fethiye Belediye başkanı Behçet Saatcı’yı bu güzel girişimden dolayı tebrik ediyoruz. Hemen ardından Fethiye’de 100 bin kişiyi nerden bulacak, bulduktan sonra bu kadar insanı nereye toplayacak (bkz. Maracana), akustik tek dişi kalmış canavar mıdır gibi soruları bir yana bırakıp kendisine kulak veriyoruz:

Gençlik Şöleni’ndeki asıl amacın bütün gençleri bir araya toplamak olduğunu belirten Saatcı, şölene çağrılacak sanatçıların da gençlerin isteği doğrultusunda belirlendiğini açıkladı.

Evet ya, hep zaten herşey gençler için, gençlerin isteği doğrultusunda. Madem bu kadar gönüllü iş yapıyoruz, o zaman 19 mayıs’ta okula gelmeyenlere de disiplin cezası vermeyelim, gençler kendi istekleriyle gelsinler törene gelirlerse. Ama o zaman Behçet babanın rekoru araya gider gibi geliyor bana.

Son olarak da 100 bin kişi İstiklal Marşı okuyunca başın göğe mi erecek ey kıro insan diye sormak istiyorum. Kime neyi kanıtlıyoruz? En güzel en kalabalık biz söyleriz milli marşımızı diyince açın karnı mı doyuyor? Ben bunu anlatamadım daha kimseye…

Bir de aklıma gelmişken konuyla alakalı. Bizim lisenin eski asker bir müdürü vardı. Her pazartesi cuma bezdirirdi okul törenlerinde. Atatürk’e, lisemize yakışan şekilde avazımız çıktığı kadar bağırarak söylemediğimiz için İstiklal Marşı’nı iki üç kez üst üste okuturdu manyak herif.

Neyse sonra bir ara yurtdışından bir çocuk gelmişti liseye. Adam Türk olmasına karşı liseye kadar olan kısmı değişik ülkelerde okumuş, babasının işi dolayısıyla galiba. Dolayısıyla genç Türkiye’de liseye gelince biraz sudan çıkmış balık gibi uyum problemi yaşamıştı. Ama bütün bunlar bir yana, bir pazartesi töreninde herkes İstiklal Marşı için ayağa kalktığında adamın ağzından çıkan bu saf soru bence olayı tamamen özetlemiştir: “Yine mi aynı şarkıyı söyleceğiz?”

Al bir de böyle piskopatlar var. Aferin aferin, bale kıyafeti de ne güzel yakışmış.


Türk Basını Yine Irkçılığı Körüklüyor

Dec 11
5 Yorum

Güzide basınımızdan iki güzide haber… Birincisi Inter’in Fenerbahçe maçında giydiği üstünde haç işareti olan forma. İkincisi Milliyet’in Kardak’ta balık tutan Yunan balıkçıklara sitemi. İkisi de yabancı düşmalığımızı körükleyen eften püften olaylar.

Hürriyet’in Inter haberiyle başlayalım.  Inter, Milano kentinin sembolü olan beyaz üstüne kırmızı haç formasını giyince birçok zeki Türk tarafından ırkçılık suçlamasıyla karşı karşıya kalıyor. Belki de biraz 3-0lık mağlubiyeti hazmedememizin göstergesi. Efendim hemen bakalım, Milano kentinin arması şöyle birşey:

http://www.ngw.nl/int/ita/m/images/milano2.jpg (Valla formaya çok benziyor)

Hatta hazır ırkçı avına başlamışken aynı şehrin otomotiv fabrikası Alfa Romeo’nun da ırkçı yanlarını afişe etmemiz lazım. Bu arabaların hemen ithalinin durdurulmasını istirham ediyorum yetkililerden.

 http://www.cartype.com/images/thumbs/1/alfa_logo_history.jpg (Dikkat ederseniz bir tek haçlı propagandası yapılmakla kalmıyor, ayrıca şeytanın sembölü olduğu bilinen bir yılan, ejderhavari bir mahlukat da var amblemde… Hem haçlı hem satanist… Haydi Hürriyet okurları göreve. Dünya Otomotiv Sanayi Derneği’ne göndermeniz gereken dilekçe örneğini ve fax numarasını email adresini bir sonraki yazımda vereceğim sizlere. İngilizce bilmeseniz de farketmez, önemli olan kuru gürültü yaratmak, adamları canlarından bezdirmek)

Neyse Hürriyet’e son bir dokunduralım. Yazının sonuna doğru bu haçlı skandalının İspanyol basınında da yer aldığından bahsedilerek, adeta “bir tek biz kıllanmadık, hristiyan İspanyollar bile çark etti” denmek isteniyor sanki. Oysa İspanyon basınından yapılan alıntı okunursa, adamların bu saçma olayın Türk basınında yer almasınından bahsettiği ve hatta hafiften dalga geçtiği görülüyor. En damar haçlı İspanyollar’dan bize destek çıkmayacağı zaten belliydi, “Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur” dememiş miydi zaten ulu önder (Supreme Leader, kulağa ne kadar hoş geliyor değil mi?) Atatürk.

Milliyet’in haberine gelecek olursak: Ne idüğü belirsiz üç beş taş parçası adına bizi savaşın eşiğine getiren medyamız gereken dersi almamış ki hala saçma sapan haberlerine devam ediyor. Milliyet’in dediğine göre (inanıp inanmamak sizin seçiminiz) Yunanlı balıkçılar Kardak’ta bol bol balık tutuyormuş ama Yunan sahil güvenliği Türk balıkçıları yaklaştırmıyormuş. Vah vah vah çok üzüldüm valla. Yunanlar’ın eskiden beri böyle bir oyun tezgahı vardı zaten. Rum propagandasında “Megalo Cipura” olarak geçen bir hayaldir bu. Ege’nin bütün balıklarını Yunan yapmak hatta Ege’yi bir Yunan balık çiftliğine çevirmek gibi boş bir hayaldir bu. Ama Milliyet ve okurları olarak biz bu oyuna gelmeyeceğiz, bu (affınıza sığınarak Rumca bir kelime kullanacağım) zokayı yutmayacağız.

Bakın Kardak’ta avlanmak isteyen bir balıkçı abimiz ne güzel demiş:

“Kardak ve bölgesinde eskiden Yunanlı komşularımızla kadeh tokuşturup, birlikte avlanırdık, son zamanlarda barış bölgesi tehdit bölgesi haline geldi”

Eski derken epey eskiyi kastetmiş abimiz galiba, çünkü 10 sene felan önce az kalsın bizim SAT komandolarıyla Yunan askerleri bir rakı alemi yapacaktı, ki işin içine alkol girince tatsızlaşma ihtimali yüksek tabii. Bakınız ulu önder (Supreme Leader) ne demiş: “Alkol bütün kötülüklerin anasıdır”


Türkiye’nin Değerleri (Orhan Pamuk)

May 16
2 Yorum
Orhan Pamuk mahkemeye giderken Basın Orhan Pamuk’un Cannes Film Festivali jürisinde yer almasından bahsetti ve beni yine kederler sardı. Orhan Pamuk sonuçta iyi bir yazar ve Türkiye’nin yetiştirdiği önemli düşünce adamlarından bir tanesi. Ama Türkiye ne yaptı? Ermeni soykırımı ile çoğunluğun ve devletin

resmi duruşuna ters düştüğü için adamı yerden yere vurdu. Bir yabancı dergiye verdiği röportajdan dolayı mahkemelerde yargıladık. Bununla da kalmadık, laz Trabzon’dan çıkma liseyi bitirememiş üç dört tane yontulmamış magandanın Pamuk’u korkutup ülke dışına çıkmaya zorlamasına izin verdik. Ve insan gibi insan kıtlığı çeken ülkemizden bir değeri daha kaçıdık.

Ülkücüler faşistler kına yaksın. Kalanlar da Eurovizyon’da kim bize oy verdi kime biz oy verdik, bir oyunlar, bir komplo teorileri… Hayat geçip gidiyor işte. Orhan Pamuk’u Nobel’i boşver sen, Shake It Up Şekerim…


Yazar Hakkında

1983 doğumluyum. İlkokulu, ortaokulu, liseyi ve akabinde üniversiteyi zar zor bitirdim. Futbolu, sinemayı, küfür etmeyi, nifak tohumları ekmeyi çok severim.

Ara

Gezinim

Kategoriler:

Bağlantılar:

Arşiv:

Beslemeler