Saldıray'dan Memleket Manzaraları

1 Mayıs

May 01
6 Yorum

Pisliğin ucu kendine dokunduğunda demokrasi elden gidiyor diye bağırıp çağırmayı bilen AKP, 1 mayıs gösterilerini karşısına almış halı saha maç yapıyor sanki. Bu sefer 1-0 öne geçti AKP’nin polisi.

Taksim milletin meydanı değil mi, gösteri yapınca kime ne olacak?

AKP de halka kontrol edilmesi gereken, hizaya sokulması gereken bir güruh gibi bakan bir parti. Ne iktidarı ne de gerçek demokratların kendilerine verdiği desteği haketmiyor AKP.


Posted in AKP, Polis
Tags:

15 Şubat’da Dükkan Kapamaca

Feb 15
Yorumlar

Milliyet’in haberinden:

Apo’nun Türkiye’ye gelişinin yıldönümü olan 15 şubatta doğu da bazı ilçelerde esnaf kepenk kapatma eylemi yapmış.

Şırnak’ın Cizre İlçesi’nde kepenk kapatma eylemi yapıldı. İdil Caddesi üzerinde 40 dükkanın kepenkleri kilitli olduğu görüldü. İlçenin bazı mahallelerinde de işyerleri kapalı tutuldu. Polis, açılmayan işyerlerini tesbit etmeye başladı.

Peki yukarıda sizce ters olan ne? Adamın biri şu veya bu nedenden dolayı o gün bakkalını açmamış. Kendi dükkanı, kendi işi, kendine kalmış. Ama polisimiz her zaman görev başında. Teröre sessiz destek verenleri tespit ediyor. Peki polisin ne işi var suç olmayan bir eyleme katılanları araştırmakta. Adı üstünde adam kendi dükkanını kapatmış, kendinden başka kimseyi ilgilendirmez. Polis ise adeta gidip bu dükkanları mimliyor. Mimlenen işletmelerin sahiplerine sonradan neler yapılacağını sizin hayal gücünüze bırakıyorum. Devletin kendisini korumakla yükümlü görevlileri tarafından işaretlenen esnafın bu ülkeye ve onun kurumlarına olabilecek bağlılığını da siz düşünün.

Bu aptallar hala anlayamadı. Polise sorsalar PKKlılar zorla tehditle kepenk kapattırıyor derler. Kendileri ise benzer tehdit ve korkutma yöntemleri kullanarak dükkanları açık tutmaya çalışıyorlar. Eeee ne farkı kaldı şimdi?


Metin Göktepe’nin Ardından Bir Düzine

Jan 08
2 Yorum

Televizyonda Powertürk çalıyor. Yarı çıplak kadınlar anlamsız kelimeler bağırıyorlar. “Ne sözlerin tadı kaldı, ne şarkılar seni andı” diye başlıyor bir tanesi.

Arkadaşım “Ben uzaklara gitmeden akalım şu mekanlara abi” diyor, “Kafaları da çekeriz bi güzel, rakı portföyümüz de tamam zaten”.

“Seni bana Allah gönderdi” diyor kız, “Eski çocuk memnun edemiyordu beni yatakta, yetişemiyordu hızıma” diyor.

Konuşuyor birileri, fener diyor, cimbom diyor, vur kur parçala, pat pat patlat, keşke ölselerdi, yaşamaları yakışmadı diyor.

12 sene sonra aklıma Metin Göktepe geliyor. Vurdumduymazlığımla, kabullenmişliğimle, korkaklığımla, bukalemunluğumun tüm renkleriyle yüzleşemeden hatırlıyorum onu. Boynunda fotoğraf makinasıyla bir resmi var. Benim kurbanlığımın, katilliğimin resmi sanki.

Sevgi değil, nefret var içimde. Başkasına değil kendime karşı. Elimden gelebileceklerin gelmediğini, herşeyi kenara itip savaşacak kadar sevmediğimi, umursamadığımı anlıyorum ne Metin’i, ne Hrant’ı ne de Uğur’u. Yaktığım ağıtlardan samimiyetsizliğim için af diliyorum boşu boşuna.

Seyirci kalmayı seçip, zoraki birkaç kupleyle geçiştirdiğim felaketler…

Herkes kendi yolundan gidiyor, hayat yolundan akıyor, ne sözlerin tadı kalıyor ne de şarkılar Metin’i anıyor.

Kusasım geliyor, Marguerite Duras çağırıyor beni yanına.


Yeni Polis Yasası Üzerine

Jun 18
1 Yorum

Yeni polis yasası 14 Haziran’da cumhurbaşkanının onayını alarak sessizce yürürlüğe girdi. AKP karşışında kaplan kesilen Ahmet Necdet Sezer, demokrasiye ve insan haklarına vurulan bu darbeyi görmezden gelmeyi seçti. Bence Sayın Sezer, “Atatürk, laiklik, türban” kelimelerini içermeyen kanun metinlerine bakmıyor olabilir.

Bakınız AKP milletvekillerinin yarattığı yasa için ne gibi gerekçeler öne sürülmüş meclise verdikleri yasa değişikliği önerisinde:

“Polisin yerine getirdiği görev itibariyle suç önleme ve adli görevlerinin bir bütün olduğu ve birbirini tamamladığı görülmektedir. Bu nedenle Avrupa ve diğer gelişmiş dünya ülkelerindeki uygulamalar paralelinde, ülkemizde de hedeflenen etkin, hızlı ve caydırıcı ceza adalet sisteminin gerçekleştirilebilmesi için, polisin etkinliği artırılmalıdır.”

“Demokratik bir yapıda kişi hak ve özgürlükleri ile kamu güvenliği dengesinin sağlanması büyük önem arz etmektedir. Bu dengenin sağlanması da güvenlik hizmetlerinin eksiksiz yapılmasına bağlıdır.”

“Teklif, temel hak ve özgürlükleri de koruma felsesinden hareketle hazırlanmış; AB standartları, uluslararası ölçütler, çağdaş yaklaşımlar ve yeni güvenlik konsepti göz önünde bulundurulmuştur.”

Öne sürülen sebeplerin hepsi birbirinden güzel, adeta tadından yenmiyor. Baskıcı polis yasasını AB standartları, kişi hak ve özgürlükleri, uluslararası ölçütler, çağdaş yaklaşımlar gibi terimlerle süsleyen milletvekillerine selam olsun, helal olsun. Gerekçelerden sonra bir de kanunun kendisine bakalım:

Birinci madde durdurma yetkisine dair: “…Kişilerin ve araçların durdurulması gerektiğinde zor kullanılması kamu güvenliği ve düzeni açışından bir zorunluluktur. Bu bakımdan durdurulması gereken aracın yapılan uyarı rağmen durmayarak kaçması halinde…. zor ve zor kullanmanın son aşaması olan silah kullanılabilecektir.” Yani polisin uyarısını dinlemeyip kaçan sarhoş sürücüyü polis vurursa ortada ne suçlu olacak ne katil. Güzel güzel, muasır medeniyet seviyesinde arayıp da bulamadıklarım bunlar. Devam edelim.

İkinci maddede arama hükümleri ele alınmış: “Birinci fıkraya göre tehlikenin ve suç işlenmesinin önlenmesi amacıyla usulüne göre verilmiş sulh ceza hakiminin kararı veya bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde mülki amirin yazılı emriyle; kişilerin üstlerinde, araçlarında, özel kağıtlarında ve eşyasında önleme araması yapılacağı öngörülmüştür.” Yani polis kafasına göre arama izni çıkartmadan istediğini arayabilecek, evlere iş yerlerine girebilecek. AB standartları da bunu istiyor bizden.

Durdurma işlemiyle ilgili şöyle bir açıklama yapılmış bir de: “Süreklilik arz edecek, fiili durum ve keyfilik oluşturacak şekilde durdurma işlemi yapılamaz…Polis, durdurduğu kişiye durdurma sebebini bildirir ve durdurma sebebine ilişkin sorular sorabilir.” Bunu yazanlar herhalde hiç sokağa çıkmamışlar. Kanuna göre polis tipini, kılık kıyafetini beğenmeyip, kıl olup kimlik sorduğu adamlara durdurma sebebi olarak ne bildirecek onu merak ediyorum asıl.

Üçüncü maddede suçu önlemeye yönelik arama yetkisi tanımlanmış. Bakalım büyüklerimiz hangi yerlerde önleme aramasına gerek görmüşler:

“Önleme araması aşağıdaki yerlerde yapılabilir:

a. 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu kapsamına giren toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin yapıldığı yerde veya yakın çevresinde.

b. Özel hukuk tüzel kişileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları veya sendikaların genel kurul toplantılarının yapıldığı yerin yakın çevresinde.

c. Halkın topluca bulunduğu ve toplanabileceği yerlerde.

ç. Öğretim ve eğitim özgürlüğünün sağlanması için her derecede öğretim ve eğitim kurumlarının ve 20 nci maddeinin ikinci fıkrasının (A) bendindeki koşula uygun olarak girilecek yüksek öğretim kurumlarının içinde, bunların yakın çevreleri ile giriş ve çıkışlarında.

d. Umuma veya umuma açık yerlerde…”

En çok da bu kısmı sevdim. Devlet büyükleri düşmanlarını belirlemişler teker teker. Toplu gösteri yapanlardan, sendikalarından, meslek kuruluşlarından pek haz etmiyorlar onu anladım . Üniversitelersiz zaten olmazdı, onlar da dahil. Fakat sonra iyice tozutup halkın toplandığı, umuma açık yerleri de dahil etmişler. Kümeler mantığından hareket edersek önleme aramasının yapılamayacağı yerler olarak ev, iş yeri ve kişinin arabası kalıyor. Kanuna göre umumi tuvalette bile aranabilir kişi. Şu memlekette bir keyfimiz vardı, o da kalmadı.

Yeni Polis Yasasının Tam Metni İçin


Türk Polisi Yakalar, İşkence Yapar

May 19
Yorumlar

Milliyet’te şöyle bir haber gördüm. Polis birkaç genci karakola götürüp dövmüş, daha sonra hastaneye götürüp tekrar karakola getirip tekrar dövmüş, gençleri hastanelik etmişler. Olayda dikkat çeken birçok unsur var. Öncelikle gençler hakkında bir şikayet yok, dava yok, tutuklama yok. Polis kafasına estiği için adamları bir güzel benzetmiş.

Şaşırdım mı? Elbette hayır. Daha 1 Mayıs’ta yemek yiyenlere tokat atan, göstericileri yerlerde sürükleyen polislerin görüntüleri hala taze hafızamızda. Onu da bırakın Manisa’da gençlere akla hayala gelmeyecek işkenceleri yapan, Metin Göktepe’yi katledenler de bu mesleğin mensupları.

Peki neden oluyor bunlar? Bence birkaç ana sebebi var. Birincisi kimse bu olaylardan sorumlulara gereken cezanın verilmesini istemiyor, devletin işine gelmiyor. Polis teşkilatı içinde bir sürü hayvanı barındırmasına rağmen imajına leke sürdürmüyor. Bunun dışında bir baltaya sap olamamış ve kendi egolarını tatmin etmek isteyen güç ve iktidar meraklıları arasından polis olmayı seçenler var. Karakter bozuklukları kanunsuzlukla birleşince bildik manzaralar ortaya çıkıyor. Bence polis akademisinde herşeyden önce kişilik testi yapılmalı.

 İşin acısı polisten hastanelik olacak kadar dayak yemiş birkaç tane tanıdığım var. Kimi trafikte kimi maçta kurban gitmiş faşist polise. Bunlar münferit olaylar ama, bir takım çevreler Türk polisi üzerine hain oyunlar oynuyor. Evet evet, sorun burda bence de.


Yazar Hakkında

1983 doğumluyum. İlkokulu, ortaokulu, liseyi ve akabinde üniversiteyi zar zor bitirdim. Futbolu, sinemayı, küfür etmeyi, nifak tohumları ekmeyi çok severim.

Ara

Gezinim

Kategoriler:

Bağlantılar:

Arşiv:

Beslemeler